Her sabah nereye gittiğini bilmeden bir işe giden, her akşam nereden çıktığını bilmeden bir işten çıkan, sevmediği hayatı yaşayan, sevmediği işi yapan, sevmediği kişilerle yaşayan, kalabalıklar yüzünden yaşamaya karşı ne bir sevgi, ne de bir sevgisizlik işareti olmadan gelip geçen, her akşam evinin dört duvarı arasına sanki bir mezara girermiş gibi giren, gecelerini bir sıkıntı yorganının altında yalnız ya da yanındaki yabancı gövdeyle geçiren bütün ölü kentlerin, ölü doğmuş çocukları !
Size bu ölü yaşamı hazırlayan "sermaye sahibi egemen sınıftır", bu acımasız oyunun varlığı siz izin verdiğiniz sürece sürecektir.
Maksim Gorki
14 Şubat 2011 Pazartesi
4 Şubat 2011 Cuma
Arthur Miller - Öğrenmenin Maliyeti
Öğrenmenin de maliyeti vardır.
Önceden öğrenenler indirimli fiyattan öğrenir.
Otoriteden öğrenenler özgürlük bedeliyle öğrenir.
Deneyerek öğrenenler etiket fiyatından öğrenir.
Hayattan öğrenenler gecikme zammıyla öğrenir.
Hayattan da öğrenemeyenler boşa gitmiş hayatlarıyla öğrenirler.
Önceden öğrenenler indirimli fiyattan öğrenir.
Otoriteden öğrenenler özgürlük bedeliyle öğrenir.
Deneyerek öğrenenler etiket fiyatından öğrenir.
Hayattan öğrenenler gecikme zammıyla öğrenir.
Hayattan da öğrenemeyenler boşa gitmiş hayatlarıyla öğrenirler.
3 Şubat 2011 Perşembe
Murathan Mungan dan
Önce evlendiğimizde hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi.
Evlendikte...n sonra, bir çocuğumuz doğduktan hatta ardından bir tane daha
olduktan sonra hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi.
Sonra çocuklar yeterince büyük olmadıkları için kızar, onlar büyü yünce daha
mutlu olacağımıza inanırız. Bundan sonra, ergenlik dönemlerinde çocuklarla
uğraşmamız gerektiği için öfkeleniriz.
Kendimize, çocuklarımız bu dönemden çıkınca daha mutlu olacağımızı, yeni bir araba alınca, güzel bir tatile çıkınca, emekli olunca, yaşantımızın dört dörtlük olacağını söyleriz.
Gerçek ise şu andan daha iyi bir zaman olmadığıdır. Eğer şimdi değil ise ne
zaman?... Hayatınız her zaman mücadelelerle dolu olacaktır. En iyisi bunu
kabul edip her ne olursa olsun mutlu olmaya karar vermektir. En sevdiğim
sözlerden biri Alfred D. Souza' ya aittir. Der ki;
-"Uzun zamandan beridir hayatın-gerçek hayatın-başlamak üzere olduğu izlenimine kapılmıştım. Fakat her zaman yolumun üzerinde bir engel, öncelikle erişilmesi gereken birşey, bitmemiş bir iş, hizmet edilecek zaman, ödenecek bir borç oldu. Sonra hayat başlayacaktı. Sonunda anladım ki bu engeller benim hayatımdı."
Bu görüş acısı, mutluluğa giden bir yol olmadığını gösterdi. Mutluluk yoldur, öyleyse sahip olduğunuz her anın kıymetını bilin ve mutluluğu, vaktinizi harcayacak kadar özel biriyle paylaştığınız için, ona daha fazla değer verin. Unutmayın, zaman hiç kimse için beklemez. Öyleyse;
Okulu bitirene kadar,
100 milyar kazanana kadar,
Çocuklarınız olana kadar,
Çocuklarınız evden ayrılana kadar,
İşe başlayana kadar, Evlenene kadar,
Cuma gecesine kadar,
Pazar sabahına kadar,
Yeni bir araba, ya da ev alana kadar,
Borçları ödeyene kadar,
İlkbahara kadar,
Yaza kadar,
Sonbahara kadar,
Kışa kadar,
Maaş gününe kadar,
Şarkınız söylenene kadar,
Emekli olana kadar,
Ölene kadar.....
MUTLU OLMAK İÇİN İÇİNDE BULUNDUĞUNUZ 'AN' DAN DAHA İYİ BİR ZAMAN OLDUĞUNA KARAR VERMEK İÇİN BEKLEMEKTEN VAZGEÇİN.
MUTLULUK BİR VARIŞ DEĞİL, BİR YOLCULUKTUR. "PEK ÇOKLARI MUTLULUĞU İNSANDAN DAHA YÜKSEKTE ARARLAR, BAZILARI DA DAHA ALÇAKTA. OYSA MUTLULUK İNSANIN BOYU HİZASINDADIR."
Unutmayın "YARIN KİMSEYE VAAD EDİLMEMİŞTİR"
Evlendikte...n sonra, bir çocuğumuz doğduktan hatta ardından bir tane daha
olduktan sonra hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi.
Sonra çocuklar yeterince büyük olmadıkları için kızar, onlar büyü yünce daha
mutlu olacağımıza inanırız. Bundan sonra, ergenlik dönemlerinde çocuklarla
uğraşmamız gerektiği için öfkeleniriz.
Kendimize, çocuklarımız bu dönemden çıkınca daha mutlu olacağımızı, yeni bir araba alınca, güzel bir tatile çıkınca, emekli olunca, yaşantımızın dört dörtlük olacağını söyleriz.
Gerçek ise şu andan daha iyi bir zaman olmadığıdır. Eğer şimdi değil ise ne
zaman?... Hayatınız her zaman mücadelelerle dolu olacaktır. En iyisi bunu
kabul edip her ne olursa olsun mutlu olmaya karar vermektir. En sevdiğim
sözlerden biri Alfred D. Souza' ya aittir. Der ki;
-"Uzun zamandan beridir hayatın-gerçek hayatın-başlamak üzere olduğu izlenimine kapılmıştım. Fakat her zaman yolumun üzerinde bir engel, öncelikle erişilmesi gereken birşey, bitmemiş bir iş, hizmet edilecek zaman, ödenecek bir borç oldu. Sonra hayat başlayacaktı. Sonunda anladım ki bu engeller benim hayatımdı."
Bu görüş acısı, mutluluğa giden bir yol olmadığını gösterdi. Mutluluk yoldur, öyleyse sahip olduğunuz her anın kıymetını bilin ve mutluluğu, vaktinizi harcayacak kadar özel biriyle paylaştığınız için, ona daha fazla değer verin. Unutmayın, zaman hiç kimse için beklemez. Öyleyse;
Okulu bitirene kadar,
100 milyar kazanana kadar,
Çocuklarınız olana kadar,
Çocuklarınız evden ayrılana kadar,
İşe başlayana kadar, Evlenene kadar,
Cuma gecesine kadar,
Pazar sabahına kadar,
Yeni bir araba, ya da ev alana kadar,
Borçları ödeyene kadar,
İlkbahara kadar,
Yaza kadar,
Sonbahara kadar,
Kışa kadar,
Maaş gününe kadar,
Şarkınız söylenene kadar,
Emekli olana kadar,
Ölene kadar.....
MUTLU OLMAK İÇİN İÇİNDE BULUNDUĞUNUZ 'AN' DAN DAHA İYİ BİR ZAMAN OLDUĞUNA KARAR VERMEK İÇİN BEKLEMEKTEN VAZGEÇİN.
MUTLULUK BİR VARIŞ DEĞİL, BİR YOLCULUKTUR. "PEK ÇOKLARI MUTLULUĞU İNSANDAN DAHA YÜKSEKTE ARARLAR, BAZILARI DA DAHA ALÇAKTA. OYSA MUTLULUK İNSANIN BOYU HİZASINDADIR."
Unutmayın "YARIN KİMSEYE VAAD EDİLMEMİŞTİR"
1 Şubat 2011 Salı
*Abbas*
Cahit Sıtkı askerliğini yedek subay olarak yapmak üzere
birliğine gider.O yıllarda yedek subay sayısı az olduğundan her yedek subaya emir eri verilmektedir.
Birliğine gittiğinde bölük yazıcısından künye defterini ister. Sırayla
isimlere bakmaktadır bir isim dikkatini çeker. Abbas oğlu Abbas. Sakat çolak
eli yüzünden çürüğe ayrılmış biridir Abbas. Talim bitiminde askerin yanına
gönderilmesini ister.
Öğle saatlerinde kapı çalınır. Karşısında civan mert yiğit biri selam çakıp;
-Abbas oğlu Abbas Emret komutan! der.
Aralarında söyle bir konuşma geçer.
-Nerelisin?
-Memleket Mardin, kaza Midyat komutan.
-Sen benim emir erim olur musun?
-Sen bilir komutan!
Askere eşyalarını toplamasını ister ve kendi evinin altındaki boş yere
taşınmasını ister. Zamanla askerin zekiliği sıcakkanlılığından etkilenir.
Abbas her sabah erkenden kalkar Cahit Sıtkı ' ya kahvaltı hazırlar. Öğle
yemeğini sormadan hazırlar. Tüm
ihtiyaçlarını karşıdan bir istek gelmeden düşünüp yerine getirir.
Erkenden kalkıp Cahit Sıtkı ' nın kıyafetlerini ütüler hazırlar ve evin
temizliğini yapar. Akşamları olunca Cahit Sıtkı ' nın sevdiği yemek ve
mezeleri hazırlar.
Zamanla aralarında komutan asker ilişkisinden daha güçlü bir dostluk bağı
oluşur. Bu saf ve temiz Anadolu çocuğundaki sadakat ve temiz yürekten
etkilenmiştir Cahit Sıtkı...
Zaman zaman karşısına alıp dertleşir ve bu Anadolu çocuğunun ruhunda gizli
şeyleri keşfeder...
Akşamları rakı sofrası kurup en güzel kızartma ve mezeleri hazırlar Abbas...
Aralarındaki duygu bağları güçlenir. Böyle bir keyif geçesi akşamında
alkollü Cahit Sıtkı sorar;
-Sen İstanbul ' u bilir misin Abbas?
-Bilir komutan.
-Orda bir Beşiktaş var bilir misin?
-Bilir komutan! Ben orda acemi birlikteydim.
-Orda benim bir sevgilim var. Sen bana kaçırıp onu getirir misin?
-Elbet komutan!
Sabah olur Cahit Sıtkı bakar ki. Abbas yeni asker kıyafetleri giymiş, tıraş
olmuş hazırlanmış.
Cahit Sıtkı sorar;
-Hayırdır Abbas neden böyle hazırlık yaptın?
-Ben istanbul a gidecek komutan!
-Ne yapacaksın sen İstanbul da?
-Sen söyledi bana. Ben gidecek sana Sevgiliyi
getirecek!
Gözlerindeki hüznü ve gözyaşlarını gizlemek istercesine arkasını dönüp
kapıyı çarpar ve çıkıp gider Cahit Sıtkı...
Fakat bu mert askerin, yüreği sevgi dolu Anadolu çocuğunun samimiyeti ve
sıcaklığından duygulanır.
Akşam olur. Ağaç altında rakı sofrası kurdurur ve Abbas
ı karşısına oturtur. Birlikte yer içerler ve Cahit Sıtkı o meşhur şiirini
kaleme döker!......
Haydi
abbas, vakit tamam;
Akşam
diyordun işte oldu akşam.
Kur
bakalım çilingir soframızı;
Dinsin
artık bu kalp ağrısı.
Şu
ağacın gölgesinde olsun;
Tam
kenarında havuzun.
Aya
haber Sal çıksın bu gece;
Görünsün
şöyle gönlümce.
Bas
kırbacı sihirli seccadeye,
Göster
hükmettiğini mesafeye
Ve
zamana.
Katıp
tozu dumanı,
Var
git,
Böyle
ferman etti Cahit,
Al getir
ilk sevgiliyi Beşiktaş ' tan;
Yaşamak
istiyorum gençliğimi yeni baştan.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)