8 Aralık 2010 Çarşamba

SONLAR OLMASIN

Her şey sevmekle başlar…
Neyi severiz, niye severiz…
Kendimize benzeyeni, kendimizde bir parçasını bulduğumuz şeyleri mi severiz…Yoksa kendimizde bulamadığımız şeyleri kendisinde bulduğumuzu mu severiz…
Sevdiğimiz insanların yaptıkları şeylere karşı daha toleranslıyız…Peki o zaman, o şeyler canımızı neden daha fazla acıtır?Onun yarattığı ve ona yüklememiz gereken sıkıntıyı kendimiz yüklenmeyi seçtiğimiz için olabilir mi?.....
Hiçbirimiz kızıp da telefonu bir kez yüzümüze kapatan birini bir daha aramayız, oysa sevgide böyle midir? Onun bir çıkmazı vardır, aramızda bir çözümsüzlük vardır ki yüzümüze kapatmıştır diye düşünür, kızsak da ondan daha çok telaş ederiz…
İstediğimiz zamanlar yanımızda olmaz, istediği zamanlar yanında olamayız, ama biliriz ki olmak istenir…Onu koşulları ile birlikte değerlendiririz...İnanırız…İnanmamıza sebep olacak başka şeyler yaşanmıştır, önce yaşananlarla tolere edilir, yaşanamayıp da içimizde kalanlar…
Yıllar öncesinin bir gazete haberini anımsıyorum; Komşumuzun genç çocuğu annesini dövmüş, kafası kırılmıştı.Anne mahallede duyulmuş olmasına çok içerlemişti, en çok da oğluna kötü bakılıyor diye üzülüyordu.Gazetede “oğlum değil mi, döver de sever de..” diyordu…Bu neyin toleransı, sevginin toleransı mı, kendi yetersizliğinin sorumluluğunu yüklenmek mi, işte bunu bilmek zor..
Bir başka gazete de bir başkasından bahsediyordu;…. Onu çok sevdiğini, sevgisine karşılık bulamadığı için de öldürdüğünü söylüyordu…Sevgiyle hınç karıştırılıyor …
Bir Çin filmini hatırlıyorum...Bir zamanların güçlü simalarından karizmatik bir karakter…Yaşlı ama güçlü bir Çinli…Konuşmalardan çıkarılıyor; Sevdiği kadın, o da kendisini sevmesine rağmen, yakın bir arkadaşıyla evlenmek zorunda kalıyor…Kahır etmiyor…Sadece –sade- bir yaşama geçiyor, özel ve güzel çiçekler yetiştiren yalnız bir adam…İlle de hayat kaçıyor deyip, yaşamına herhangi birini sokmuyor…Yalnız ve özel bir hayat…Mutlu mudur, mutlu görünüyor…
Film kahramanı Keje’yi çoğumuz hatırlarız..Sevdiğiyle isteği dışında ayrılmak zorunda kalmıştır, konuşmayı terk etmiştir - ki yıllar boyu ağzımızdan tek bir kelimenin çıkmadığını düşünürsek durumun derinliğini kavrayabiliriz- ama sevdiğini terk etmemiştir…
Sevgi toleranstır…Sevginin tolere etmeyeceği tek şey vardır.Direkt kendisine yönelen, kendisini yoksayan davranıştır.Kendi varlığına rağmen, kendinden sonraki bir sevgi kendi yerini almışsa artık yapacak bir şey kalmamıştır.Gitmekten başka…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.