Bir gün namazda iken evine hırsız giren Rabia:
Namazını bitirinceye kadar hırsızın birşey bulamayıp eli boş döndüğünü anlayınca seslendi:
"Ey muhtaç adam, bari ibrikteki sudan abdest alıp iki rek'at namaz kıl da, emeğin büsbütün boşuna gitmesin..."
Hırsız şaşırmış, korkuyla karışık bir ruh haline kapılmıştı:
"Ey muhtaç adam, bari ibrikteki sudan abdest alıp iki rek'at namaz kıl da, emeğin büsbütün boşuna gitmesin..."
Hırsız şaşırmış, korkuyla karışık bir ruh haline kapılmıştı:
Hemen abdest alıp orada namaza durdu:
Rabia bundan sonra ellerini kaldırıp dua etti:
"Yâ Rab, bu muhtaç, benim evimde alacak birşey bulamadı, onu senin kapına gönderdim.
Rabia bundan sonra ellerini kaldırıp dua etti:
"Yâ Rab, bu muhtaç, benim evimde alacak birşey bulamadı, onu senin kapına gönderdim.
Sen elbette benim gibi değilsin. Onu boş çevirmezsin..."
Namazı bitiren hırsızın, tevbe, istiğfar etmeye başladığını duyunca; bu defa da şöyle yalvardı:
Namazı bitiren hırsızın, tevbe, istiğfar etmeye başladığını duyunca; bu defa da şöyle yalvardı:
"Yâ Rab; bu adam kapında birkaç dakika bekledi hemen kabul ettin, ama bu âciz, bütün ömür boyu kapındayım, hâlâ böyle kabûl edilemedim..."
Kulağına gelen ses şöyleydi: "üzülme, onu senin hürmetine kabul ettik..."
Kulağına gelen ses şöyleydi: "üzülme, onu senin hürmetine kabul ettik..."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.