15 Kasım 2010 Pazartesi
"Rüzgar Gülü"
Hatırladığım kadarıyla ilkokul birinci sınıftaydım. Okulda "Rüzgar Gülü" yapmayı öğrenmiştim. Bunlardan birini yanıma alıp, heyecanla evimizin önünde oynamaya başladım. Gel gelelim havada en küçük bir esinti yoktu ve komşumuzun yakışıklı oğlu Kadir de kapıdaydı. Hal böyle olunca rüzgarı kendi ivmemle oluşturmak için oradan oraya koşturup duruyordum. Bir taraftan da çaktırmamaya çalışarak Kadir'i izliyordum. Benim esinti oluşturmak için koşuştuğum sahada kardeşim diğer arkadaşları ile sek sek oynuyormuş. Hani şu iple oynanan sek sekten.. Ben nasıl kaptırmışsam kendimi, kardeşimin de içinde bulunduğu sek sek grubunun ipine takıldım ve yüz üstü yere düşmüştüm. Dudağım patlamıştı. Beni yerden Kadir kaldırdı. Adı gibi kadir kıymet bilen bir çocukmuş. Allahım ! O nasıl gözlerdi öyle. Nefes alamıyordum veya öyle hatırlıyorum. Hemen eve koştum. Yüzümde göz izi kalmışmıydı? Tedirgindim. Babam oldukça sakin karşıladı. Hemen yaramı temizlemeye başladı. Kardeşim de o arada olanları anlatıyordu heyecanla. Babam bilge insan edasıyla yarım nefes aldı. Merhametli eliyle saçlarımı okşadı, yanağımdan öptü ve; "İnsanın kendi kendine ettiğini kimse etmez." dedi. Ne zaman ayağım bir şeye takılıp düşecek olsam.... Hep babamın bilge sözüne ve Kadir'in gözlerine tutunarak kalkmaya çalışırım. Babamı merak ediyorsanız, O hayatta ve sağlıklı.. Kadir'in nerede olduğunu gerçekten bilmiyorum. Bu hafta yaşadıklarım bana yine babamın bu sözünü ve Kadir'in bir çift masum gözünü hatırlattı.. Babama ulu sözler ettirecek deneyimler yaşamamak temennisi, bani Kadirin gözlerinden yoksun bırakıyor. Yaşım Otuzbeş
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.